Bu yazımda sizlere mizahın, akademik başarısına kurban olacağımız çocuklarımızın akademik başarısı uğruna neden feda edilmemesi gerektiğini anlatmak istiyorum. Bakalım nasıl yapacağım, gideceğim yerden nasıl döneceğim.
Tabi ki konu mizah gibi ciddi bir olunca özel bir şekilde ele alınması gerek ama gelin görün ki bunun mizah dolgulu mu, izah kaygılı mı, resmi dayanakları olan bir ciddi metin mi, öznel gözlem ve tecrübelere bağlı bir iddialar listesi mi olacağı çok net olamıyor. Amaç hepsinden biraz biraz ekleyip okuyucuya “doğru söylüyor olabilir” imajını vermek, kötü bir amacım yok.
Kültürümüzün temelinde mizah var, hepimiz iyi biliyoruz ama mizah tam olarak nedir çok bilmiyoruz. Şaka, dalga, alay, kara mizah, ofansif mizah, geyik muhabbeti gibi yaygın kullanılan kavramları içerinde barındıran mizah; “mizahşör”, “stand-up’çı”, şakacı, alaycı, dalgacı, uyuz, ciddiyetsiz, gevşek… gibi kavramlarla da uygulayıcısını andırmış, hatta kategorize ettirmiştir.
Resmiyette ararsak anlamları, TDK’ya göre “mizah” kelimesinin karşılığı “gülmece”. “Gülmece” ise iki şekilde anlamlandırılmış:
1. Eğlendirme, güldürme ve bir kimsenin davranışına incitmeden takılma amacını güden ince alay; mizah, humor.
2. Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan edebiyat türü; mizah, ironi.
Şimdi gönül ister “ironi” nedir, “alay” nedir…diye içeride dolanıp duralım ama gerek yok. Konudan sapmayalım. Yine de yapay zekâ kardeşe yüklediğim kaynaklardan tanım çıkarmasını istedim. Günümüzün mecburi hareketi… Şöyle cevaplamış:
Mizah, edebiyat, felsefe, psikoloji ve sosyoloji gibi farklı disiplinler tarafından incelenen ve insan doğasının karmaşık yapısını yansıtan geniş kapsamlı bir kavramdır. Kaynaklarda mizahın çeşitli boyutlarını ele alan tanımlamalar şu şekilde özetlenebilir:
- Kelime Anlamı ve Kökeni: "Mizah" sözcüğü, Arapçada "şaka, şaka yapma" anlamına gelen mzh kökünden (mizāh) Türkçeye geçmiştir. Batı dillerindeki karşılığı olan "humor" kavramı ise Latince "akışkan sıvı" veya "nemli" anlamlarına gelen humorem/umor kelimelerinden türetilmiştir. Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde mizah; "gülmece" kelimesiyle eş anlamlı olarak "eğlendirme, güldürme ve bir kimsenin davranışına incitmeden takılma amacını güden ince alay" şeklinde tanımlanmaktadır.
- Kavramsal İçeriği: Mizah; nükte, espri, şaka, ironi, hiciv gibi pratikleri bir arada bulunduran şemsiye bir kavramdır. Hayatın alışılmadık, sıra dışı, komik ve zıt yönlerini yansıtarak insanları eğlendiren ve düşündüren bir anlatım aracıdır.
- Bilişsel ve Algısal Süreç: Mizahın temelinde genel olarak "aykırılık" (uyumsuzluk) yatar. Normalde birbirine zıt veya uyuşmayan durumların aynı anda oluşmasıyla insanların bilişsel şemalarının organizasyonunda anlık bir dengesizlik ve şaşırtmaca yaratılması durumudur. Komik bir uyaran ile başlayan, bilişsel olarak işlenen ve nihayetinde gülümseme, tebessüm veya kahkaha gibi haz verici fiziksel/duygusal bir tepkiyle sona eren süreçtir. Ayrıca, olayların eğlenceli taraflarını görebilme, algılayabilme ve başkalarına anlatabilme becerisini içerir.
- Psikolojik İşlev ve Başa Çıkma Mekanizması: Psikolojik açıdan mizah, bireylerin bazı durumlarda yaşadıkları olumsuzluk, çarpıklık ve stresle baş edebilmek için geliştirdikleri bir gülme ve güldürme mekanizmasıdır. Psikanalitik kuramın kurucusu Sigmund Freud’a göre mizah; kişinin zorlu olaylarla karşılaştığında bu olayların negatif etkilerinden uzaklaşmasını, gerilimin yerini neşeye bırakmasını sağlayan en gelişmiş savunma mekanizmalarından biridir. Mizah, insanların kaygılarını azaltmaya ve problemlerle daha dayanıklı bir şekilde mücadele etmelerine yardımcı olur.
- Toplumsal ve Kültürel Yönü: Mizah sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir olgudur. Kültürel ve toplumsal kodlardan beslenen anlatıları barındırır; bir kültürün üyeleri arasında değiş tokuş edilen temsillerin, zihinde bir suret canlandırma sürecinin temel bir parçasıdır. Genel olarak olumlu, başkalarında neşe ve kahkaha uyandıran, sosyal açıdan arzu edilen bir özelliği temsil eder.
Ne güzel yazmış değil mi? Ben bu kadar yazamazdım. Çok yazıyor, az okunuyor, normalde tıraşlamam gerekir ama muhtemelen koyu kısımları okuyup zaten siz atladınız. O yüzden “data” niteliğiyle burada tamamı kalsın. Yine de belirtmeden geçemeyeceğim; bu yapay zekiler çok konuşuyor be! Altı üstü “mizah nedir?” yazıp enter tuşuna bastım. Zekâ, biraz da ne kadar az konuşacağını bilmektir. Bu arkadaşların kardeşleşip kardeşleşmediğini belki de buradan ölçebileceğiz. Muhtemelen siz de, öğretmenleriniz de sınıfın en çok konuşanının çok zekisi olduğu yanılgısına kapılmışsınızdır. Ben bugün geldiğim noktada “taşı gediğine koyan”ın zeki olduğu kanaatine ulaştım ve henüz yapay zeka bu durumda değil, az kaldı.
Peki “taşı gediğine koymak” nedir?
İşte gerçek zekâ göstergesi, laf mühendisi, anlama uzmanı, ima üstadı… Bu konuda beni etkileyen 3 hikâye var, birini anlatayım kısaca, diğerleri anlatılacak gibi değil:
Hikâye, Türk edebiyatının keskin zekalı iki ismi olan Mehmet Akif Ersoy veya Necip Fazıl Kısakürek'e atfedilen meşhur bir nüktedir. Hikâyenin özü şöyledir:
- Şair, bir gün saçı sakalı birbirine karışmış, bakımsız bir hâldeyken bir arkadaşıyla karşılaşır.
- Arkadaşı, şairin bu dağınık hâlini görünce alaycı bir tavırla: "Üstad, bu ne hâl? Adeta maymuna dönmüşsünüz!" der.
- Şair, hiç istifini bozmadan hemen diğer yöne döner döner.
Şu espriyi yapacak zihni yapı muazzam ama karşıdaki anlamadığında ziyan olan bir hareket. Yine de “yansıtmada inovasyon” diyebiliriz herhalde. Mizah içerisinden iki örnek, hem de aynı hikâyede: Sataşma ve hakarete karşı, cümle sarfetmeden nükte ile geri yansıtma…
Yazıyorum ama henüz anlamamış olanlar olabilir, anlamayanlar için açıklayayım topun hareketini ve golü: Arkadaş, şairle konuşuyor. Dolayısıyla şairini yönü arkadaşa dönük. Arkadaş, “maymuna dönmüşsünüz” dediğinde şair de başka tarafa dönerek maymuna dönme durumunu bozuyor… Mizah açıklamak da hiç hoş değil ama neyse.
Kültürel durumumuza da bir değinelim hızlıca.
Mizah, özellikle yaşı ve sosyal pozisyonu denk olmayanlar arasında kullanıldığında sorun çıkaran bir durum ama bir o kadar da bu toplumun parçası… Fırsat bulunduğunda insanı çileden çıkaracak bir sataşma, aşağılama, ezme, yerme, kusur büyütme, heves kaçırma, niyet bozma aracı ve bu yüzden saygısızca, kalleşçe, adice kabul edilen bir durumda.
Bunu böyle kabul eden bu toplum tutmuş bir bacağı kesik arkadaşlarına “Kırkayak Necmi” diye lakap takmış, damdan düşen arkadaşlarına “Ninja Selami” demiş, çocuğu olmayan arkadaşlarını “Kuru Mehmet” diye çağırmış. Örnekleri uydurdum, birilerine denk gelirse “beni nereden tanıyor bu” demesin, ben halkımı tanıyorum, seni değil. Hep erkek örnek verdim, erkekleri sataşmalara daha dayanıklı gibi görüyorum nedense.
Görüldüğü gibi aslında kültürümüz mizahın en acımasız örneklerini hayatın içine almışken, bunun kolay kolay cinayet sebebi de sayılmadığı dönemler yaşamışken, bugün artık o kadar rahat değiliz. Rahat değilsek stresliyiz, stresliysek gerginiz, gerginsek ciddiyiz, ciddiysek durgunuz, durgunsak hareketsiziz, hareketsizsek bereketsiziz…
Oysa hayata öyle mi başladık? Muhtemelen en hareketli spermlerden biriydik ama şimdi havada asılı kalmış toz tanesi gibiyiz. Yaşadığımız dönem ve ortamdan olabilir; besinlerden, havadan olabilir; bolluktan, çokluğun getirdiği yokluktan bile olabilir… Sonuçta havada asılı duruyoruz gibi ve bir yere hareket etmek için bir rüzgâr bekliyoruz gibi…
İşte tam bu noktada mizah gereken hava akımını oluşturuyor. Bu pervasızca, terbiyesizce, hayasızca, sınırsızca, başka bir şeylersizce hareket nasıl oluyorsa başka hareketlere vesile oluyor ve ortama bir enerji doluyor.
Bugün en çok dinlenen şarkılar laf sokmalı, küfürlü, aşağılamalı (rep örneklerine bakınız); en çok izlenen programlar kavgalı, sataşmalı, dalga geçmeli hatta müstehcenlikli (“Konuşanlar” programı ve güncel stand-up’çılara bakınız).
Bunun bir nedeni var ve tabi ki kaybettirdiği şeyler de var. Dalga geçilen siz olmadıkça çok eğlenebilirsiniz; dalga geçen, laf sokan sizseniz eğer bir partner bulma imkanınız dramatik seviyede yükselir. Zira kontrolsüz mizah zeka, özgürlük ve güç gösterisi olarak algılanır.
Kimsenin yadırgamayacağı bir önerme: Mizahçı zekidir. Eklerini de yapalım: Mizahçı enerjiktir, dinamiktir, dertsizdir, hayat enerjisi vardır, hassas değildir, ayrıntıları bulur, özü yakalar, iyi analiz yapar, iyi tez üretir, iyi sentez çıkarır, yük olmaz, engel olmaz, başının çaresine bakar, sevdiğini korur, sevmediğini gizlemez, ileriye bakar, eylemle değil mizahla intikam alır gerekirse…falan filan.
Şimdi bu özelliklerin en yakın arkadaşınızda, partnerinizde hatta çocuğunuzda olduğunu düşünün…
Yansıması geldi, duydum dediğinizi: çocuğumda olsun, partnerimde önce olsun, sonra olmasın.
Çocuğumuzda olmasına da katlanamıyoruz artık. Mizahın yönü değişkendir çünkü, ebeveyne de ateş edebilir. Bu yüzden çocuklarımızı tıraşlıyoruz. Okullarda, ders başında, sınav peşinde onlardan ciddi olmalarını bekliyoruz. “Laubali” olmalarına tepki gösterip, “efendi” olarak anılmalarını istiyoruz. “Laubali ne demek” mi? Saygısız, çekinmesi olmayan, senli benli, teklifsiz, davranışları ölçülü, olgun olmayan; ciddiyetsiz, gayriciddi, aşırı samimi bir biçimde, teklifsizce. Tabi ki TDK’ya göre.
Biraz zihinsel akışına izin vermemiz, o enerji hatlarının çalışmasını sağlamamız lazım. Analiz ve farklı bakabilme kabiliyetini geliştirmenin yolu burada başlıyor. Ciddi olarak şunları da ekleyeyim. Bu kısmı yine yapay zekaya, eklediğim kaynaklardan çalıştırarak hazırlattım. Sonradan dilin neden bu kadar değiştiğine kafa yormayın diye belirtiyorum:
Mizahın akademik başarı üzerinde oldukça olumlu ve destekleyici bir etkisi bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar, mizahı daha iyi kullanan ve mizah üreten çocukların akademik başarıları ile mizah üretimi arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermektedir.
Eğitim ortamında mizah ve karikatür kullanımı, geleneksel öğretim yöntemlerine kıyasla öğrencilerin akademik başarılarını anlamlı düzeyde artırmaktadır. Çeşitli branşlarda yapılan çalışmalar mizahın bu olumlu etkisini doğrulamaktadır:
- Türkçe ve Sosyal Bilgiler: Yapılandırmacı yaklaşıma dayalı mizah uygulamaları ile işlenen Türkçe derslerinde ve mizahın aktif kullanıldığı Sosyal Bilgiler derslerinde öğrencilerin akademik başarısının, geleneksel yöntemlerle işlenen derslere göre daha yüksek olduğu bulunmuştur.
- Fizik ve Fen Bilimleri: Bilgisayar destekli mizah yoluyla işlenen Fizik derslerinde ve karikatür/mizah materyalleriyle desteklenen Fen Bilimleri derslerinde öğrencilerin akademik başarılarının ve derse yönelik motivasyonlarının anlamlı bir şekilde arttığı tespit edilmiştir.
Mizahın akademik başarıyı artırmasının altında yatan temel nedenler şu şekilde sıralanabilir:
- Öğrenciyi Aktifleştirme ve Eğlenerek Öğrenme: Mizah destekli uygulamalar öğrencilere rahat bir öğrenme ortamı sunar. Öğrencileri pasif dinleyici konumundan çıkararak derse aktif olarak katılmalarını sağlar ve eğlenerek öğrenmelerine yardımcı olur.
- Kaygıyı Azaltarak Performansı Artırma: Mizah, sınav ve öğrenme kaygısı gibi performansı düşüren faktörleri engellemede etkilidir. Örneğin, zor bir matematik testi öncesinde mizahi materyallere maruz kalmanın, öğrencilerin testle ilişkili durumluk kaygılarını azalttığı ve böylece performanslarını/başarılarını artırdığı kanıtlanmıştır.
- Bilginin Kalıcılığı ve Sınıf İklimi: Mizah, sınıf iklimini daha olumlu bir hale getirir ve öğrenilen bilgilerin daha kolay hatırlanmasını sağlayarak öğrenme sürecine destek olur.
Özetle; mizah, öğrencilerin dikkatini çekme, öğrenme ortamını zenginleştirme ve kaygıyı azaltma gibi işlevleri sayesinde akademik başarıyı artıran etkili bir eğitim aracı olarak rol oynamaktadır.
Ben ayrıca şöyle bir metot işliyorum:
Bir branş öğretmeni değilim ama pek çok alanda sorular sorabiliyorum. Mizah, bir yandan da “didikleme”, açık kapı arama, girip içeriyi dağıtacak bir delik arama yeteneği demek. Çocuklarla çalışırken mizahın bu özelliklerini kullanıyoruz. Herhangi bir konuda herhangi bir soru olabilir, yeni nesil sorular çok sevimli bu konuda, konu da olabilir; sorular soruyor, dalga geçiyor, eğleniyoruz. Öznel gözlemlerim soru başına harcadığımız sürenin arttığını gösterse de soruyu farklı ele alabilme, parçalara ayırabilme, analiz etme, stresten arınarak odaklanma, sonraki soruyu özleme, nüanslara duygusal çapalar atma, özgüven artışı ve ulaştığı cevaba güvenebilme…gibi pek çok olumlu etki elde edebildiğimiz yönünde.
Mizahı sosyal fobiden narsistlerle mücadeleye, mobbingden akran zorbalığına pek çok ihtiyaç için de kullanıyoruz, kullanmalıyız da.
Şunu da ekleyeyim:
Kontrolsüz mizah genelde "zorbalık" veya "patavatsızlık" olarak algılanma riski taşır. (Mizah dedik ama sözlük gibi, mizahla ilgili bir sürü kavram oldu ortalıkta.) Bazen de algılanma değil, dönüşümü bu şekilde olur. Zira “en iyi savunma, saldırıdır” diyen bir büyüğümüz var biliyorsunuz. Yani, belki güç sarhoşluğu belki de etkili bir savunma metodu olması bu dönüşüme sebep oluyor olabilir.
Böyle olmasını engellemenin yolu otokontrol mekanizmasının inşasıdır. Zaten mutlak güç verilmemiş her birey, bulunduğu toplumdaki hiyerarşiye göre kendi yerini bulur, bilir. Toplumdan soyutlanmadığı sürece bu böyledir. Geçmişte böyleydi. Şimdi çocuklarda biraz sorun yaşıyoruz ve sebebi de tam olarak bu: Sosyal hayatta değiller, hiyerarşik bir düzen görmüyorlar. Bu da belki başka bir yazının konusu olur, benim ya da sizin yazacağınız.
Ha! Bir de şunu unutmayalım: Biz, çocuklar hayata hazırlansın istiyoruz, sınava değil!