DUYGULARIMIZ KAÇ METRE?

7.03.2026 21:25  |  Pınar Sayan  |  KOÇLUK ve AİLE DANIŞMANLIĞI

Yetişkinlik yaşamımızdaki duyguların ilk tohumları çocukluk yaşlarımızda ekildi.

Somut olan her şeyi göstermek kolay olsa da her birimizin gördüğü şeyin aynı olduğunu söyleyemiyoruz. Bir sanat galerisinde gezdiğimizi düşleyelim. Büyük bir tablonun karşısında oturup o sanata diğer sanatseverler ile bakalım. Hiçbirimiz için o tablo aynı değil. O fırça darbelerinde, o eserde başka başka şeyler görüyor, bambaşka hissediyor ve o eseri her birimiz farklı anlamlandırıyoruz. 

Gözümüzle gördüğümüz şeye dahi her birimiz başka bakıyorsak, göremediğimiz duygularımız ile sağlıklı temas kurup onları nasıl anlayacak ve anlatacağız?

 

Duygularımızın boyu yok, onları ölçebileceğimiz bir duygu cetveli de yok. ''Ölçülebilir olsalardı hayat daha kolay olur muydu?'' diye sormadan edemiyorum. Bence kişisel gelişimin ve değişimin  ilk kapısı duygular ile temastır. Duyguları olabildiğince doğru anlamak ve anlamlandırmak ise yaşam ile uyumlu olabilmenin ilk anahtarıdır. Çocuk yaşlarımızda hiçkimse bize üzüntün kaç metre, korkunun kaç kilo, sevincin ne kadar geniş olduğunu söyleyemez öğretemez. Çocuk için her şey net ve somut dünyada algılanabilirken, soyutu ona gösterebilmek ise ebeveynlik becerisi istiyor.

Size bir kaç seansımdan örnek aktarmak istiyorum ki, çocukluk duygularının geleceğe olan yansımasını birlikte tekrar görebilelim diye.

_İlkokul öğretmeni tarafından başarıları görülmemiş genç bir kadın tüm yaşamı boyunca kendisini tam ve yeterli bulamamıştı.

_Evde çok hareketli olduğu için annesi tarafından 'Sana kaç kere söyledim, hala bunu yapmaya devam ediyorsun?' diye sıkça hesap sorulan çocuk korku dolu gözler ile o yaşta verebildiği cevap 'Sayamadım anne.' olmuş ve sevilmek için uyumlu çocuk karakterine girmişti.

_Anne olmuş bir başka genç kadın ise çocukluk yıllarında çalışmak zorunda kalmış, arkadaşları sokakta oyun oynarken o işe gidip gelmiş ve 'Onlar beni hiç oyuna çağırmamışlardı.' diye hala o çocuk üzüntüsünü taşıyor ve şu an bile yeni bir ortamda kolay iletişim kuramıyordu.

_Bir başka genç adam, aile içindeki vefatlar ile ölüme çok erken yaşlarında tanık olmuş ve sonraki tüm yaşamını kaybetme acısını tekrar yaşamamak için kendisi hariç hiçbir şeye tutunmamak üzerine kurmuştu.

İşte çocukluk, o çocuklukta yaşanan duygu ve bu duygular ile sürüp giden hayatlar.

Çocuk için hayatın içindeki bu anlar, yetişkinlerin sandığından daha büyük izler bırakmış oluyor. Bireysel seanslarımda görüyorum ki ne zaman zorlu bir an duysam danışanımın bugününden ve onunla biraz geçmişine gitsek ya ilk çocukluk evi, ya anaokulu yılları ya da ilkokul sıralarında edinilmiş duygular ve o kalplerin yaşamda hayatta kalabilmek için bulabildiği davranışlara rastlıyoruz ve sonra başlıyoruz her bir seansta o yıllara ait tozları savurmaya.

Küçük bir çocuk için içinde olduğu his onun dünyasında devasa bir anlam taşır oluyor ama bu devasa anlama o yaşlarda verebileceği tepkileri az. Susmak, odaya kapanmak,belki oyun oynamak,herkesi memnun etmeye çalışmak, uslu olmak,güçlü görünmek ya da kimseye güvenmemek..... Siz de kendinizi aynı duygular, aynı davranışlar ve aynı döngüler içinde buluyor musunuz? Yaşama uyum sağlayabilmek ve denge bulmak hayatın merkezidir. Hayat denge üzerine kuruludur. Bu dengenin de ilk kapısı duygular ile temastır. 

Bu yazım ile sadece çocukluğunuza dönmenizi o yıllardan bugüne gelmiş olabilecek duygularınızı keşfetmenizi istiyorum.

_ Bu yaşlarında seni en çok zorlayan duygun ne? (Duygunu netleştirebilmek için 'Duygu Çemberi'ne bakabilirsin.)

_ Bu duyguyu ne kadar zamandır hissediyorsun?

_ Bu duygunun bir rengi olsa ne renk olur? Bir şekli olsa neye benzer? Bir kokusu olsa nasıl kokar?  Dokunabilsen o duyguna nasıl bir his verir tenine? Bir tadı olsa, nasıl bir lezzeti olur damağında?

_ Bu duyguya sıfır ve on arasında bir derece verecek olsan seni ne kadar etkiliyor?

_ Bu duygunu bir dedektif gibi takip ettiğinde seni hangi yaşına geri götürüyor? 

 

Characterix Envanteri ışığında yaptığımız koçluk ile duyguları daha somut hale getirebiliyoruz. Tıpkı yüksek bir tepeye çıkıp kocaman bir şehre baktığımızda nasıl ki her şey içinde olduğumuzdan daha net görülüyorsa duygularımıza daha uzaktan ve bugünün yetişkin becerileri ile bakabilmekte hayatımızda yapacağımız değişim adımlarını netleştiriyor.

Mesafe kazandıkça görürürüz. Duygularımızı bir metre ile ölçmek mümkün değil belki ama onları anlamak dönüştürmek ve yeniden şekillendirmek mümkün.

Profesyonel Koç & Aile Danışmanı Pınar Sayan

 

#Duyguların kökeni # çocukluk duyguları # koçluk ve duygusal farkındalık # geçmişin bugüne etkisi
Geri Dön
Diğer Yazılar
Haber Görseli
• KOÇLUK VE AİLE DANIŞMANLIĞI BİR İNSAN HAYATTA KAÇ KEZ DOĞAR?

Daha dünyaya gelmeden ilk doğum başlıyor ve dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren pek çok deneyim ile doğumlardan geçiyoruz. Her bir aşamada ise hayatta kalabilmek için gereken şey ''Denge''.